2026 / Otomotiv Sektöründen Haberler
#55
Yıldızın 140 Yıllık Serüveni: Özel Doğu Ekspresi Seferiyle Yeni Elektrikli GLC 400 Edition 1 AMG Şimdi Türkiye’de
  • Mercedes-Benz, otomobilin icadının 140. yılını, tamamen özel bir Doğu Ekspres’i yolculuğuyla kutladı.
  • Tamamen yeni elektrikli GLC 400 4MATIC Edition 1 AMG Türkiye’de satışta.
  • Şimdiye kadarki en geniş iç hacme sahip GLC 400 4MATIC Edition 1 AMG, 638 kilometreye kadar menzil, yalnızca 10 dakikalık şarjla 300 kilometreye kadar ek menzil ve 2,4 tona kadar römork çekme kapasitesi sunuyor.
  • Türkiye’ye özel motoruyla GLB 200+ AMG, 590 kilometreye varan menzilinin yanında yedi kişinin sığabileceği kadar geniş bir alana sahip.
  • MB.OS ile donatılan her iki model, yapay zekâ desteğiyle sürüş deneyimini kişiselleştiriyor.

Mercedes-Benz, otomobilin icadının 140. yılında, bu köklü mirası nostaljik ve baştan sona özel Doğu Ekspresi seferiyle kutladı. Erzurum’dan Erzincan’a uzanan bu büyüleyici yolculuğun sonunda, Türkiye pazarına sunulan GLC 400 4MATIC Edition 1 AMG ve GLB 200+ AMG modellerini tanıttı.

Mercedes-Benz'in dünya çapında en çok satan modeli olan GLC’nin tamamen elektrikli versiyonu yeni nesil batarya ve şarj süresini önemli ölçüde azaltan 800 voltluk sistem ile hızlı ve son derece pratik bir şarj deneyimi sunuyor. WLTP’ye göre 638 kilometreye kadar menzile sahip olan yeni GLC, sadece 10 dakika şarj ile 300 kilometreye kadar ek menzil de sağlıyor.

Türkiye’ye özel motoruyla Nisan ayında Türkiye’de satışa çıkan elektrikli yeni GLB 200+ AMG de 85 kWh kullanılabilir enerji kapasitesine sahip lityum iyon bataryası ile 590 kilometreye (WLTP) kadar menzil sunuyor.Mercedes-Benz 140 yıl boyunca sektörde standartları belirledi

Türkiye’de de satışa sunulacak tamamen yeni elektrikli GLC’nin lansmanında konuşan Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu ve Otomobil Grubu Başkanı Şükrü Bekdikhan, “2026’nın Nisan ayı itibarıyla 7.483 adetlik satışla premium segmentte lider konumdayız. Geçtiğimiz yıl satışların yüzde 20’sinden fazlasını elektrikli modellerimiz oluşturuyordu. Tamamen elektrikli modellere olan ilginin bu sene de artarak devam edeceğini öngörüyoruz. 140. yılımızda marka tarihimizin en kapsamlı ürün lansman programını hayata geçiriyoruz. 40’tan fazla yeni modelle geleceğe güçlü bir adım atıyoruz. GLC de bu dönüşümün önemli temsilcilerinden.” dedi.

140 yıl boyunca Mercedes-Benz’in sektördeki standartları belirlediğini söyleyen Bekdikhan, “Elektrikli yeni GLC'nin geliştirilmesi en başından itibaren kullanıcılardan gelen kapsamlı geri bildirimlerle şekillendi. Amaca yönelik, rafine ve tartışmasız bir GLC olan bu model, kullanıcıların hayran olduğu her şeyi daha da geliştiriyor.” diyerek yeni GLC’nin orta segmentte bir dönüm noktasını ifade ettiğini vurguladı. Tamamen yeni bir otomobil ailesinin ilk modeli olarak tamamen elektrik altyapısına sahip yeni GLC’nin performans, verimlilik ve şarj hızı açısından etkileyici olduğunu da vurgulayan Şükrü
Bekdikhan 
 sınıfına tasarım, değer, çok yönlülük ve iç hacim açısından öncülük ettiğini belirtti.

Mercedes-Benz, Türkiye’de elektrikli dönüşümün öncülerinden
Carl Benz’in 140 yıl önce otomobili icat etmesiyle özgürlüğü yeniden tanımladığını söyleyen Mercedes-Benz Otomobil Satış ve Pazarlama Direktörü Dr. Nadine Adam yeni GLC 400 4MATIC Edition 1 AMG’nin 638 kilometreye varan menziliyle konforlu bir seyahat deneyimi sunduğunu söyledi. Mercedes-Benz’in 2027’ye kadar sunacağı 40’tan fazla yeni model ile premium segmentte en fazla modele sahip marka olacağının da altını çizen Dr. Adam, “Yeni GLC ve yeni GLB ile Türkiye’deki elektrikli portföyümüzü genişletirken bir aile arabasından beklenenleri tamamen elektrikli bir şekilde müşterilerimize ulaştıracağız. Tamamen elektrikli C-Serisi’ni üçüncü çeyrekte, elektrikli GLA’yı ise dördüncü çeyrekte Türkiye’de satışa sunacağız. Böylece Türkiye’nin elektrikli dönüşümündeki öncü rolümüzü sürdüreceğiz.” dedi. 2025’te sattıkları her 5 araçtan biri elektrikliyken 2026 sonunda sattıkları her 4 araçtan birinin elektrikli olmasını hedeflediklerini de sözlerine ekleyen Dr. Nadine Adam, Online Store üzerinden rezervasyonu gerçekleşen satışların da premium segment müşterisi tarafından çok çabuk benimsenerek bu yılki toplam satışlardaki hacminin yüzde 12’ye ulaştığını söyledi.

[Resim: 1779009581_wKEWpaGsUXhx6uZ.jpeg]

Tamamen yeni elektrikli GLC ile menzil kaygısına son

Tamamen yeni elektrikli GLC’nin 800 voltluk sistemi hızlı ve son derece pratik bir şarj deneyimi sunuyor. WLTP’ye göre 638 kilometreye kadar menzil sunan yeni GLC, sadece 10 dakika şarj ile 300 kilometreye kadar ek menzil sağlarken aynı zamanda 330 kW’a kadar hızlı DC şarjı da destekliyor. 489 bg güce sahip yeni GLC 400 4MATIC Edition 1 AMG, 0’dan 100’e 4,3 saniyede çıkarak etkileyici performansıyla da dikkat çekiyor.
 Yeni GLC'nin One-Box fren sistemi enerji geri kazanımı veya mekanik frenleme yoluyla çizgisel, tutarlı ve güvenli bir yavaşlama sağlıyor. Tamamen yeni elektrikli GLC'deki MB.DRIVE sistemleri, on adede kadar dış kamera, beş radar sensörü ve on iki ultrasonik sensörden yararlanarak birinci sınıf gelişmiş bir sürüş yardımı sunuyor. S-Serisi'nden bilinen akıllı havalı süspansiyonu AIRMATIC ile üstün sürüş konforunu garanti ediyor. Bu konfor, üstün çeviklik sağlayan 4,5 dereceye kadar tekerlek dönüş açısına sahip arka aks yönlendirme sistemi ile birleşiyor.

2,4 tona kadar çekiş kapasitesi ile farklı kullanımlara uygun çekiş gücü sunuyor

Yeni GLC, 2,4 tona kadar frenli çekme kapasitesi ile büyük karavanlar ve tekneler için de uygun bir çekiş gücü sunuyor. 100 kilograma kadar taşıyabilen çeki demiri de uygun bir taşıyıcı ile elektrikli bisikletlerin taşınmasına olanak tanıyor. ESP® römork stabilizasyonu ve Römork Manevra Yardımı ile GLC, özellikle rahat ve güvenli bir kullanım sunuyor.

Ayrıca, Römork Manevra Yardımcısı, römorkla geri manevra yaparken sürücüye destek sağlıyor. Sistem, saatte 7 km’ye kadar hızlarda ve yüzde 15’e kadar eğimlerde çekici aracın direksiyon açısını otomatik olarak kontrol ediyor. Römork tipi seçilebiliyor ve merkezi medya ekranından izin verilen maksimum hız belirlenebiliyor. Ayrıca, römorkun sebep olduğu ek enerji tüketimi, menzil planlamasında dikkate alınıyor.
Arazi veya çakıllı yollarda sürüş programı olarak TERRAIN MODE özelliğine sahip yeni GLC 400 4MATIC, sürüş, direksiyon ve fren özelliklerini yol koşullarına göre ayarlayabiliyor. “Şeffaf kaput” özelliği, ön kamera ve dış ayna kameralarından gelen görüntüleri birleştirerek otomobilin ön kısmının altında sanal bir görüş sağlıyor.

99,3 santimetrelik yeni kesintisiz MBUX HYPERSCREEN

Mercedes Benz'in bugüne kadarki en büyük ekranı tamamen yeni, kesintisiz 99,3 santimetre (39,1 inç) MBUX HYPERSCREEN, sahip olduğu yüksek çözünürlük ve 1.000’den fazla bireysel LED’e sahip yenilikçi matris aydınlatma teknolojisi sayesinde olağanüstü netlik sunuyor.

Yeni GLC’nin sahip olduğu 4. nesil MBUX, Microsoft ve Google tarafından geliştirilen yapay zekâ teknolojilerini entegre eden ilk araç içi bilgi-eğlence sistemi olarak insan ile otomobil arasında yepyeni bir kişiselleştirilmiş deneyim ve sezgisel etkileşim dünyasının kapılarını aralıyor. MBUX Sanal Asistan, Microsoft ve Google’ın sunduğu yapay zekâ araçlarını bir araya getiren “Çoklu Ajan Yaklaşımı”nı kullanıyor. Aynı konuşma içinde dahi her bir görev için en uygun kaynağı seçiyor ve internet üzerinden toplanan bilgileri birleştirerek kullanıyor. Kullanıcı, MBUX Sanal Asistan ile konuşurken içeriği tekrar etmesine gerek kalmadan detaylı yanıtlar alıyor ve Sanal Asistan da arka arkaya gelen farklı konulardaki soruları anlayarak yanıtlıyor.

Sertifikalı vegan iç donanım sunan dünyadaki ilk otomobil üreticisi

Mercedes-Benz, yeni GLC’de lüks konfor hissini bozmadan opsiyonel Vegan paket ile iç mekânda yeni standartları belirliyor. Vegan Society tarafından sertifikalı lüks iç donanım malzemeleri, Mercedes Benz’i bağımsız olarak sertifikalandırılmış vegan iç donanımı sunan dünyadaki ilk otomobil üreticisi haline getiriyor.

Ayrıca yeni GLC'nin koltukları, en üst düzey konforu sunarak sürücü ve yolcuların uzun yolculuklarda yorulmalarının önüne geçiyor. Tüm koltuklar, Almanya merkezli “Aktion Gesunder Rücken” (Sağlıklı Sırtlar Derneği) tarafından verilen AGR sertifikasına sahip.

Her iki koltuk yapısında da geri dönüştürülmüş malzemeler kullanılıyor; koltuk süngeri yüzde 30 geri dönüştürülmüş malzeme ile üretiliyor. Konfor koltuklarda ayrıca, geri dönüştürülmüş PET şişelerden elde edilen siyah suni deri ve destek tekstili bulunuyor.

MICROCUT mikrofiber kumaş, tamamen geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilirken süet benzeri dokusu ile yüksek kalite ve dayanıklılık sunuyor. Zemin kaplaması da yüzde 100 geri dönüştürülmüş Econyl iplikten oluşuyor.

Daha ergonomik olmak için geliştirilen ve sezgisel bir kullanım sunacak şekilde tasarlanan yeni direksiyon simidinde Mercedes-Benz kullanıcılarından gelen yoğun geri bildirimler doğrultusunda, hız sınırlayıcı ve sabitleyici için kullanılan buton (rocker) kontrolü ile ses seviyesi için kullanılan kaydırmalı (roller) kontrol tasarımı yer alıyor.

[Resim: 1779010017_JvPXrvKSgcUFeXy.jpg][Resim: 1779010278_LZT3yYISGk3iKE9.jpeg][Resim: 1779010286_0QtWdWuMPedruMM.jpg][Resim: 1779010294_fU4ecQeDeN61Dti.jpg][Resim: 1779010300_Lrqqp6grbOoTpDv.jpg][Resim: 1779010306_VytV5WooPylr5Ri.JPG]
Bul
Alıntı
#56
Yeni Audi Q9, iç mekan konforunu ve yolculuk deneyimini yeni bir boyuta taşıyor


Audi’nin ilk tam boy SUV modeli Q9, markanın “Vorsprung durch Technik” yaklaşımını artık yalnızca sürüş dinamikleriyle değil, araç içi deneyimiyle de yeniden tanımlıyor. Geniş yaşam alanı, altı veya yedi kişilik esnek oturma düzeni, ikinci sırada sunulan elektrikli bağımsız koltukları ve Audi’de ilk kez tüm kapılarda sunulan elektrikli açılıp kapanma fonksiyonuyla Q9, konfor ve ayrıcalık beklentisini en üst seviyeye taşıyor. Geniş panoramik cam tavan, ferah yaşam alanı ve gelişmiş ses sistemiyle Audi Q9’da yolculuk, daha araca binerken başlayan özel bir deneyime dönüşüyor.


Audi’nin ilk tam boy (full-size) SUV modeli yeni Q9’un merkezinde; aile yaşamı, iş seyahatleri ve uzun yolculuklar için tasarlanmış, geniş ve ayrıcalıklı bir iç mekân yer alıyor. Audi’nin yeni amiral gemisi, markada ilk kez elektrikli olarak açılıp kapanabilen kapılarının ardında yedi koltuğa kadar oturma kapasitesi, üçüncü sıraya kolay erişim ve şeffaflığı ayarlanabilen geniş aydınlatmalı panoramik cam tavan sunuyor. Yeni 4D ses sistemi ise müziği yalnızca dinlenen değil, hissedilen bir deneyime dönüştürüyor. Q9’un yollara çıkmasına yaklaşık iki ay var; ancak şimdiden net olan bir şey var: Bu otomobilde yolculuk, kapıdan içeri adım attığınız anda başlıyor.

Genişlik hissi koltuk düzeninden başlıyor

Yeni Audi Q9’un karakterini belirleyen unsurların başında geniş iç mekân geliyor. Bu yaklaşım, koltuk düzeninde de ilk bakışta kendini gösteriyor. En üst seviye business-class konforu isteyen kullanıcılar için opsiyonel altı koltuklu düzen sunuluyor. Bu düzende orta sırada, minder ve sırtlık, orta bölümlerinde aktif havalandırma bulunan, elektrikli ayarlanabilir iki bağımsız koltuk yer alıyor. Böylece business class seyahatlerle özdeşleşen konfor seviyesi SUV segmentine taşınıyor.


Ön bölümde sunulan Spor koltuk plus, havalandırma ve masaj fonksiyonlarıyla yeni Q9’un lounge atmosferini güçlendirirken, sürücü ve ön yolcu için üst düzey bir konfor alanı yaratıyor. Daha kalabalık aileler için yedi koltuklu versiyon tercih edilebiliyor. İkinci sıradaki üç koltuğun tamamına çocuk koltuğu yerleştirilebilmesi, özellikle ebeveynlerin günlük hayatını kolaylaştıran önemli bir avantaj sağlıyor. Standart olarak tüm koltuklar kısmen elektrikli ayar fonksiyonuna sahip. Üçüncü sıra koltuk sırtlıkları ise elektrikli kontrollerle tek tek katlanabiliyor; böylece yolcu ve bagaj alanı arasında hızlıca geçiş yapılabiliyor.

Audi’de ilk kez tüm kapılar elektrikli çalışıyor 

Yeni Q9, Audi tarihinde bir ilki de beraberinde getiriyor. Modelde tüm kapılar elektrikli olarak açılıp kapanabiliyor. Kapılar; anahtar, myAudi uygulaması, MMI sistemi, fren pedalı veya emniyet kemeri tokası üzerinden kontrol edilebiliyor. Kapıların geniş açılma açısı sayesinde, alışveriş poşetleriyle büyük eşyalarla veya bebek arabasıyla araca yaklaşırken iniş ve biniş belirgin şekilde kolaylaşıyor. Çevre algılama sensörleri ve engel algılama fonksiyonu, dar park alanları gibi kapının açılması için yeterli alan olmadığında hareketi durduruyor. Aynı zamanda yaklaşan bisikletlileri veya diğer yol kullanıcılarını algılayarak yol güvenliğine de katkıda bulunabiliyor.

Panoramik cam tavanla özel bir atmosfer 

Q9’un panoramik cam tavanı iç mekân da ferah, aydınlık ve geniş bir atmosfer yaratıyor. Standart olarak sunulan yaklaşık 1,5 metrekarelik panoramik cam tavan geniş biçimde açılabiliyor ve açık hava hissini iç mekâna taşıyor. Güneş ışığını sınırlamak isteyen kullanıcılar ise lamine güvenlik camındaki ayrı ayrı kontrol edilebilen dokuz segmentten birini veya birkaçını tek tuşla opak hale getirebiliyor. Böylece etkili bir parlama koruması sağlanıyor.
 Standart kaplamalı lamine cam, kızılötesi ışını yansıtıyor ve UV ışınlarının yüzde 99,5’inden fazlasını engelliyor. Araç park halindeyken tavan otomatik olarak opak hale gelerek dışarıdan içerinin görünmesini engelliyor. Araç yeniden çalıştırıldığında ise son kullanılan ayar otomatik olarak geri yükleniyor. En üst donanım seviyesinde 84 adet LED, tavanı seçilen ambiyans aydınlatmasına uyumlu şekilde 30 farklı renkten biriyle aydınlatıyor.

[Resim: 1779011039_oZ8qSl5Zv3b4OhI.jpg]

Q9’da müzik yalnızca duyulmuyor, hissediliyor.

Yeni Q9’un iç mekânında aydınlatma, sadece görsel bir unsur olarak değil, kabin atmosferini şekillendiren temel bir tasarım öğesi olarak öne çıkıyor. Her Q9’da gösterge paneli ve kapılardaki kontur aydınlatmaları kabinin genişliğini vurguluyor. Ön kapılarda standart olarak sunulan kapsamlı ambiyans aydınlatması, arka kapılarda opsiyonel olarak tercih edilebiliyor. Audi MMI panoramik ekranın altındaki ve orta konsoldaki dolaylı aydınlatma ise hafif, süzülüyormuş hissi veren bir etki yaratıyor.


Ambiyans aydınlatma paketi plus kapsamında sunulan dinamik etkileşim ışığı  (interaction light-IAL)  , iç mekân boyunca uzanan kesintisiz bir LED ışık şeridi olarak yolcular ile araç arasındaki iletişimi destekliyor. Audi, bu etkileşim ışığını güncellenmiş Bang & Olufsen Premium Ses Sistemi ve 4D ses deneyimiyle uyum içinde çalışacak şekilde kurguluyor. IAL, “experiences” fonksiyonu sayesinde müziğin ritmiyle senkronize olabiliyor ve renk temasını çalan parçanın kapak görseliyle eşleştirerek daha sürükleyici bir atmosfer yaratıyor.


Önceki 3D ses sisteminin üzerine geliştirilen yapı, koltuk başlıklarındaki hoparlörler sayesinde kişisel telefon görüşmelerini, navigasyon yönlendirmelerini ve surround ses deneyimini diğer yolcuları rahatsız etmeden sunabiliyor. Ön koltuklardaki aktüatörler ise deneyime fiziksel bir boyut ekliyor; müzik yalnızca duyulan değil, bedensel olarak hissedilen bir unsura dönüşüyor.Rafine malzemelerle kişiselleştirilen kabin

Audi, Q9 için malzeme ve renk seçeneklerini özellikle uyumlu, rafine ve yüksek kaliteli bir bütünlük içinde kurguluyor. Marka, bu modelle birlikte iç mekân seçeneklerini yeni kumaş ve ahşap kaplamalarla genişletiyor. Alpaka lifi gibi yün bazlı premium döşemeler, Dinamica mikrofiber, deri ve suni deri kombinasyonları ile Fine Nappa deri, Q9’un zarif karakterini güçlendiriyor.


İç mekân; doğal ince damarlı dişbudak, ipek beji, doğal lime yapı veya bazalt gri vurgulara sahip karbon fiber dokuma gibi dekoratif kaplamalarla daha da rafine hale geliyor. Kabin genelinde renk uyumlu trim parçalarının kullanılması ve parlak yüzeylerin azaltılarak mat ve dokulu malzemelere daha fazla yer verilmesi hem premium algıyı güçlendiriyor hem de parmak izi görünümünü azaltıyor. Tamarind kahve ve kaya beji gibi yeni renkler, geniş seçim yelpazesini tamamlıyor. Sonuç; sakin, sofistike ve konforlu bir iç mekân atmosferi.

Geniş saklama alanları ve pratik bagaj çözümleri

Audi’nin en büyük SUV modeli, cömert ve akıllıca entegre edilmiş saklama çözümleri sunuyor. Yeniden tasarlanan çok yönlü orta konsol, esnek kullanımın yanında modern şarj olanaklarıyla da öne çıkıyor. Qi2.2 standardına uyumlu iki kablosuz şarj pedi ve 100 watt’a kadar güç sağlayan USB-C bağlantıları, günlük kullanımda yüksek pratiklik sunuyor. Çift yuvalı kablosuz şarj bölmesi, iki akıllı telefonun aynı anda hızlı şekilde şarj edilmesini sağlıyor.


Bagaj bölümünün yanlarına entegre edilen yeni alüminyum ray sistemi, kayar kancalar ve ayarlanabilir bağlantı noktalarıyla yüklerin üç boyutlu olarak sabitlenmesine imkân tanıyor. Böylece zemin alanı büyük bagajlar için serbest kalıyor. Pratik bir detay olarak Audi, her yeni Q9’da standart tavan raylarıyla uyumlu bir portbagaj taşıyıcısı da sunuyor.

Yeni Q9’un ayrıcalıklı iç mekân ı, markanın yeni amiral gemisinin yalnızca bir yönünü oluşturuyor. Audi, Q9’un tüm potansiyelini 2026 yazında gerçekleşecek dünya prömiyerinde açıklayacak.

[Resim: 1779011460_Iynnw9JBUAv3nqL.jpg][Resim: 1779012153_rYnFvessSoaCWQD.jpg][Resim: 1779012187_IHabuQqt4ys4kbO.jpg][Resim: 1779012202_v9IlA1TtZbMumFZ.jpg][Resim: 1779012222_eE7Ebl0Dmjpje2v.jpg][Resim: 1779012260_QWcTfltHGCtERKD.jpg][Resim: 1779012283_RaAyN6kOZWbLVwL.jpg][Resim: 1779012303_h24t5o83fC3x2h8.jpg][Resim: 1779012319_UxvEuUEwDhWT4v9.jpg]
Bul
Alıntı
#57
MAN TGE Ekipleri, Aslan Eğitimleri Kampında Buluştu

MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş., TGE model ailesine yönelik ilk genel kapsamlı ortak eğitim organizasyonunu Antalya’da gerçekleştirdi. Daha önce kamyon grubundaki eğitim programlarına benzer bir yapıda, hafif ticari araç segmentinde ilk kez düzenlenen Aslan Eğitimleri kampı; Türkiye’nin farklı bölgelerinden MAN TGE birimi çalışanlarını, satış ve satış sonrası ekiplerini, yetkili bayilerin TGE’den sorumlu personellerini ve bayi yöneticilerini bir araya getirdi. TGE modelleri ile rakip araçların karşılaştırmalı analizlerinin yapıldığı organizasyonda, teorik ve uygulamalı eğitimlerle çalışanların teknik ve operasyonel yetkinlikleri güçlendirildi.


Müşterilerine en iyi hizmeti sunma vizyonuyla hareket eden MAN, kamyon segmentindeki köklü eğitim geleneğini hafif ticari araç (HTA) segmentinde de sürdürüyor. Antalya’da 4-6 Mayıs tarihlerinde düzenlenen Aslan Eğitimleri kampına; Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen MAN TGE birimi çalışanları, satış ve satış sonrası ekipleri ile yetkili bayilerin TGE’den sorumlu çalışanları ve bayi yöneticileri katıldı. Çalışanların teknik yetkinliklerini artırma ve birimler arası sinerjiyi güçlendirmeyi hedefleyen eğitim kampında katılımcılar; TGE araç ailesine yönelik teknik bilgi paylaşımının yanı sıra operasyonel eğitimler ile satış ve satış sonrası süreçlere ilişkin kapsamlı bilgiler edindi.

MAN TGE ve rakip araçlar karşılaştırmalı olarak incelendi

Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, aynı segmentteki diğer marka araçların da farklı versiyonları ile eğitim alanında hazır bulundurulmasıydı. Tüm araçların aynı salonda sergilendiği interaktif ortamda katılımcılar, MAN TGE modellerini rakipleriyle birebir olarak karşılaştırma ve detaylıca inceleme şansı yakaladı.


Eğitim süresince MAN TGE’nin teknolojik özellikleri ve donanım avantajları detaylı şekilde ele alınırken, rakip modellerin teknik yapıları da objektif bir bakış açısıyla değerlendirildi. Kampa katılanlar, MAN’ın segmentteki avantajlı konumunu teknik veriler ışığında yerinde gözlemleme imkânı buldu.

Teori ve pratiği birleştiren üç günlük program

Üç gün süren yoğun eğitim programının ilk günü teorik oturumlarla başladı. TGE ürün ailesine yönelik detaylı bilgi paylaşımının yapıldığı programda, farklı iş birimlerinden yöneticilerin katılımıyla birimler arası iş birliğinin ve ortak çalışma kültürünün müşteri memnuniyetindeki önemi vurgulandı. Eğitimlerde; araçların teknik özellikleri, servis hizmetleri, satış süreçleri, satış sonrası hizmetler ve ikinci el operasyonları ile müşteri memnuniyeti gibi kritik başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı. Alanında uzman eğitmenler tarafından gerçekleştirilen sunumlarda, MAN TGE ürün grubunun pazardaki konumu, müşteri ihtiyaçlarına sunduğu çözümler ve operasyonel avantajları detaylı şekilde aktarıldı.

İkinci gün de uygulamalı karşılaştırma oturumlarına ayrıldı. İlk gün aktarılan teorik bilgiler, eğitim alanındaki araçlar üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarla pekiştirildi. Araç başı uygulamalarda katılımcılar, MAN TGE modellerinin teknik donanımlarını detaylı biçimde inceleme fırsatı buldu.

Ayrıca pazarda yer alan rakip markalara ait şasi kamyonet, panelvan ve minibüs segmentindeki araçlar organizasyona dahil edilerek, MAN TGE ürün ailesiyle teknik ve operasyonel açıdan kıyaslama yapıldı. Değerlendirmelerde performans, sürüş konforu, donanım seviyesi, kullanım avantajları ve toplam sahip olma maliyeti gibi kriterler ele alındı.

Katılımcılar, teorik bilgilerin yanı sıra gerçek ürün karşılaştırmaları sayesinde sektördeki rekabet dinamiklerini yakından inceleme fırsatı bulurken, MAN TGE ürün grubunun sunduğu güçlü yönleri daha kapsamlı şekilde değerlendirme imkânı elde etti.

Eğitim süreci başarı değerlendirme sınavı ile tamamlandı

Kampın son gününde ise bayilerden katılan çalışanların yetkinliklerini ölçmek amacıyla detaylı bir değerlendirme sınavı gerçekleştirildi. Program boyunca aktarılan teknik ve operasyonel bilgilerin ölçüldüğü sınavla birlikte katılımcılar, eğitim sürecini başarıyla tamamladı.


MAN TGE dünyasında kalite standartlarını daha ileriye taşımayı amaçlayan organizasyon, satış ve satış sonrası ekiplerinin müşterilere en doğru çözümleri sunma yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş., gerçekleştirdiği eğitim organizasyonlarıyla çalışanlarının ve iş ortaklarının bilgi birikimini güçlendirmeyi, müşteri memnuniyetini artırmayı ve hafif ticari araç segmentinde müşterilerine sunduğu hizmet kalitesini daha da ileri taşımayı hedefliyor.
 [Resim: 1779012489_KxvHuPv6snHrxPK.jpeg][Resim: 1779012682_vO0pLEZHSYia3SJ.jpeg][Resim: 1779012696_yjmWEXRChEHGph3.jpeg][Resim: 1779012712_MAoArcBvdFivwCG.jpeg][Resim: 1779012726_wKGQcjPr9ubZOf4.jpeg][Resim: 1779012739_TaoCOeEZclciMMA.jpeg][Resim: 1779012752_oO0YBADbAvmQT92.jpg]
Bul
Alıntı
#58
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay oldu
MAN Truck & Bus Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay, Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) bünyesinde faaliyet gösteren ACEA Otobüs Bölümü Başkanlığı görevine getirildi.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) çatısı altında örgütlenen Avrupa otobüs üreticileri, MAN Truck & Bus’ın Otobüs Bölümü Başkanı Barbaros Oktay’ı ACEA’nın yeni Otobüs Bölüm Başkanı olarak atadı. Görev süresi bir yıl olan Oktay; otobüs pazarında elektrifikasyon dönüşümünün hız kazandığı ve “Avrupa’dan Satın Al” (Buy European) yaklaşımı gibi yeni düzenlemelerin sektörün geleceğini doğrudan etkilediği kritik bir dönemde bu önemli sorumluluğu üstlenecek. Barbaros Oktay, görev süresi boyunca Avrupa’daki otobüs üreticileri ile Brüksel’deki politika yapıcılar arasındaki ilişkilerde sektörün sesi olacak.

“Sürdürülebilir ulaşım hedefleri için destek şart”

Atama sonrası değerlendirmelerde bulunan Barbaros Oktay, şunları söyledi:


“Şehir içi otobüs taşımacılığı, Avrupa otomotiv endüstrisinin karbondan arındırma konusunda en ileri seviyedeki segmentidir. Aynı zamanda otobüsler, milyonlarca Avrupalının günlük yaşamında vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle yasa koyucuların yeni düzenlemeleri şekillendirirken; Portekiz’den Polonya’ya, İsveç’ten Sicilya’ya kadar toplumların ihtiyaç duyduğu sosyal ve sürdürülebilir ulaşımı, Avrupa otobüs üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatmadan desteklemeleri büyük önem taşımaktadır. Sektörümüzün rekabetçiliğini ve inovasyon kapasitesini güçlendirecek daha fazla siyasi desteğe ihtiyaç duyulmaktadır.” 

Sanayi hızlandırıcı yasası, sanayi değer yaratımını şekillendiriyor

Avrupa Komisyonu tarafından yakın zamanda sunulan Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın merkezinde “Avrupa’dan Satın Al” düzenlemeleri yer alıyor. Planlara göre; değer zincirinde yüksek oranda Avrupa ürünü bulunduran üreticilerin, Avrupa’da otobüs satışı yapabilmesine yalnızca kamu ihaleleri yoluyla izin verilmesi öngörülüyor. Hâlen devam eden yasama sürecinde önemli değişiklikler yapılması bekleniyor.

Barbaros Oktay konuya ilişkin olarak şunları ifade etti: “Avrupalı otobüs üreticileri, prensipte ‘Avrupa’dan Satın Al’ yaklaşımını olumlu karşılamaktadır. Ancak önerilen planların ciddi bir bürokratik yük oluşturma riski bulunmaktadır. Biz ise kaynaklarımızı; müşterilerimize daha fazla fayda sağlayan, ulaşımı daha sürdürülebilir ve verimli hâle getiren ürünlerin geliştirilmesine yönlendirmeyi tercih etmekteyiz.”

Otobüs sektöründe büyümenin motoru olarak elektrikli araçlar

Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana MAN Truck & Bus’ta Otobüs Bölümü Başkanı olarak bu dönüşümü aktif şekilde yönetiyor. Bu süre zarfında şirket, otobüs iş kolundaki pazar konumunu önemli ölçüde güçlendirdi ve 2025 mali yılında 7.000’in üzerinde otobüs satışı gerçekleştirerek pandemi öncesi seviyelere yeniden ulaştı. Özellikle elektrikli mobilite alanı güçlü bir performans sergiledi. Elektrikli şehir içi otobüs satışları yüzde 118’in üzerinde artış göstererek 1.300 adedi aştı ve rekor seviyeye ulaştı. Oktay, “Otobüs sektörü, Avrupa ticari araç endüstrisinin sıfır emisyonlu güç aktarma sistemlerine geçişte en dinamik segmentlerinden biridir. Şehir içi otobüsler, otomotiv endüstrisinde elektrifikasyonun öncü alanlarından birini oluşturmaktadır,” değerlendirmesinde bulundu.


Elektrikli ulaşım, şehirlerarası seyahat alanında da giderek önem kazanıyor. 2026 yılının sonunda piyasaya sunulması planlanan MAN Lion’s Coach E ile birlikte, Avrupalı bir üretici tarafından geliştirilen tamamen elektrikli bir otobüs, ilk kez uzun mesafeli yolculuk ve turizm uygulamalarında kullanıma hazır hâle gelecek. Geçtiğimiz sonbaharda Brüksel’de gerçekleştirilen fuar lansmanı, tüm kullanım alanlarında elektrikli otobüs uygulamalarına geçiş sürecinde önemli bir kilometre taşı oldu.

Şarj altyapısının hedeflenen şekilde genişletilmesi çağrısı

Olumlu piyasa eğilimlerine rağmen, altyapı eksiklikleri önemli bir zorluk olmaya devam ediyor. Şehir içi segmentte elektrifikasyon ilerlemiş olsa da şehirlerarası otobüsler için şarj altyapısı konusunda ciddi bir gelişmeye ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle otobüs sektörü; ulaşım merkezleri, şehirlerarası otobüs terminalleri, turistik bölgeler ve ana güzergâhlar başta olmak üzere, Avrupa genelinde yüksek performanslı bir şarj ağının kurulması için siyasi destek bekliyor.


Barbaros Oktay konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Şehirlerarası otobüsler için kapsamlı ve yüksek performanslı bir şarj altyapısı olmadan, uzun mesafeli taşımacılıkta elektrikli mobilite potansiyelinin tamamı hayata geçirilemez. Önümüzdeki yıllarda alınacak politika kararları, dönüşümün ne kadar hızlı ve başarılı bir şekilde gerçekleşeceğini belirleyecektir.” 

Ankara'daki MAN üretim hattından Avrupa liderliğine

1979 yılında doğan Barbaros Oktay, lise eğitimini Ankara’da tamamladıktan sonra 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 2010-2012 yılları arasında Bilkent Üniversitesi İşletme ve Yönetim (MBA) yüksek lisans programını tamamladı.


Kariyerine 2004 yılında MAN Türkiye A.Ş.’de üretim mühendisi olarak başlayan Oktay; şirket bünyesinde sırasıyla Üretim Mühendisi, Üretim Mühendisi Grup Lideri, Üretim Müdürü ve Satın Alma & Tedarikçi Geliştirme Bölüm Sorumlusu olarak görev yaptı.

2013 yılında iç rotasyon kapsamında Almanya’daki MAN merkezine Otobüs Satın Alma Grup Başkanı olarak atanan Oktay, 2016 yılında MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs Bölüm Başkanlığı görevini üstlendi. 2021 yılında ise MAN Truck & Bus SE Mühendislik Otobüs, Ürün ve Proje Yönetimi Başkanlığı görevine getirildi. Bu göreviyle birlikte dünyanın en büyük ticari araç üreticilerinden TRATON Group’ta Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Otobüs Çözümleri Başkanlığı görevini de yürüttü.

Nisan 2022 itibarıyla MAN Türkiye A.Ş. İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Barbaros Oktay, 2023 yılından bu yana ise MAN Truck & Bus’ın global Otobüs Bölümü Başkanı olarak görev yapıyor.
 [Resim: 1779130472_Jiu5ZVZUHYpx5W8.jpg]
Bul
Alıntı
#59
Ford Avrupa’da Atağa Kalkıyor:
Ready-Set-Ford 
 
 · Ford, Avrupa pazarında rekabetini güçlendireceği, müşterilerinin kendine özgü talep ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış kapsamlı ürün ve hizmetlerini duyurdu.
 
· Ford’un heyecan verici performans, macera ruhu ve işte liderliği temel alan yeni stratejisi, yeni küresel marka platformu “Ready-Set-Ford” ile tanıtıldı. 
 
· Ford, araç verilerini ölçülebilir üretkenliğe dönüştüren ürün yelpazesini ve bağlantılı hizmetlerini genişleterek ticari liderliğini pekiştirecek.
 
· Off-road ruhunu bir asırlık ralli mirasıyla harmanlayan Ford, ”multi energy” denilen çoklu enerji çözümleri sunan beş yepyeni araçla binek araç portföyünü yeniliyor.
 
· Regülasyonların tüketici ihtiyaçları ile uyumlu ve gerçekçi olması gerektiğini vurgulayan Ford, elektrikli geleceğe geçişte esnek bir yol sunulması için çağrıda bulunuyor.
Ford, bayileri ve iş ortaklarıyla düzenlediği toplantıda, Avrupa’daki geleceğine yönelik yeni dinamik vizyonunu paylaştı. Önümüzdeki üç yıl içinde ticari ve bireysel müşteriler için kapsamlı bir ürün ve teknoloji planı devreye almaya hazırlanan Ford, Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere yönelik vaatlerini yeniliyor.


Ford Avrupa stratejisini, markanın gerçek anlamda güçlü olduğu ve farklılaştığı alanlara odaklanan yeni küresel marka platformu Ready-Set-Ford ile gözler önüne seriyor: İnşa Et (Build), Heyecan Ver (Thrill) ve Maceraya Atıl (Adventure). Avrupa’da ‘Ready-Set-Ford’ çatısı altındaki ilk kampanyalar bu ay başlıyor

Ford Pro, Avrupa İşletmeleri için Araç Üreticisinden Üretkenlik Ortağına Dönüşüyor

Onbir yıldır Avrupa'nın lider ticari araç markası olan Ford Pro1, her bir araçtan elde edilen çıktıyı en üst düzeye çıkarmak için yazılım ve hizmetlerden yararlanarak, bir araç üreticisinden her büyüklükteki işletme için vazgeçilmez bir üretkenlik ortağına dönüşüyor.


Ford Pro’nun Avrupa’daki işin bel kemiği olduğunu ifade eden Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick,  görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “Biz sadece van ve pick-up satmıyoruz; araçlar, yazılım ve hizmetlerden oluşan entegre bir ekosistem sunuyoruz. Araçlarımız pazara liderlik ediyor ve onların etrafında rakiplerimizin karşılık veremeyeceği bir üretkenliği hızlandıran bir ekosistem inşa ettik. Müşterilerimiz için bu yalnızca ulaşım değil, daha iyi bir yatırım getirisi anlamına geliyor.”


Ford Pro’nun Uptime Services hizmetleri, bağlantılı araç verilerini ve öngörüsel zekâyı kullanarak sorunları probleme dönüşmeden önce tespit ediyor. 2019’dan bu yana her Ford Pro aracı entegre modemle üretiliyor. Bugün Avrupa’da 1,2 milyondan fazla müşterinin aracı bağlantılı durumda ve bu araçlar, araç sağlığı hakkında günde yaklaşık 6 milyon sinyal üretiyor. Sadece geçtiğimiz yıl, Ford’un bağlantılı hizmetleri müşterilerimizin kesintisiz çalışma süresini yaklaşık bir milyon gün artırdı.


Ford Pro şimdi bu yetenekleri ilk kez küçük işletmelere de taşıyor. Yeni “Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti” sayesinde her Ford bayisi özel bir operasyon yöneticisine dönüşebiliyor; araç sağlığını izleyebiliyor, müşterilere proaktif şekilde ulaşabiliyor, araç gelmeden önce parça ve servis hazırlıklarını yapabiliyor. Bu hizmet ile Avrupa’da yapılan ilk pilot uygulamalar, araçların onarım sürelerinin yüzde 50’ye kadar kısaldığını ve onarımların yüzde 80’inin proaktif şekilde tespit edildiğini gösteriyor.2


Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti, iş sahibi müşteriler açısından daha fazla çalışma süresi, daha verimli ve üretken bir iş günü ve sahip oldukları her araçtan daha fazla gelir elde etmek anlamına geliyor. Bayiler açısından ise daha fazla servis fırsatı, daha güçlü müşteri bağlılığı ve gelir potansiyelinde önemli bir artış anlamına geliyor. Tüm bunlar bayilerin araç ve servis sağlayıcı olmanın ötesinde, ticari müşterilerinin kazanç sağlamaya devam etmesine yardımcı olan; içgörü, araç ve bağlantı kabiliyetleriyle donatılmış, veri destekli bir verimlilik ortağına dönüşmeleri ile mümkün oluyor.


Ayrıca, Ford Pro ürün gamına zorlu görevler için tasarlanan Ranger Super Duty‘i ekliyor. 

Ranger Super Duty: Avrupa’nın En Zorlu Görevleri İçin Sınırları Zorlayan Kabiliyet

Ranger, 11 yıldır üst üste Avrupa’nın en çok satan pick-up modeli konumunda.1 Yeni Ranger Super Duty, bu model ailesini, acil durum hizmetleri, ormancılık, madencilik ve askeriye gibi zorlu iş alanlarına da taşıyor. Model; toplam 8 ton birleşik kütle kapasitesiyle3,4 4,5 tona kadar çekme kapasitesi4 ve yaklaşık 2 ton taşıma kapasitesi3 sunuyor. Araç fabrikadan çıktığı andan itibaren ağır hizmet tipi süspansiyon, ekstra alt gövde koruması ve rakiplerine göre yerden daha yüksek bir yapı ile donatılıyor. Ranger’ın standart kabin konforu, bağlantı özellikleri ve sürüş destek teknolojileriyle5, iş odaklı yaklaşım bu araçta birleştiriyor.


 Jim Baumbick, Ranger Super Duty için şunları ifade etti “Avrupa’daki kamu kurumları ve savunma sanayisine hizmet veren dönüşüm firmaları, sınırları zorlayan özellikler sunan hazır araçlara giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. Aslında Ranger Super Duty, tam olarak bu görevler için tasarlandı. Şimdiye kadar geliştirdiğimiz en kabiliyetli Ranger olan model, aynı zamanda Avrupa’da yeni bir ağır hizmet kamyonet segmenti oluşturuyor. Ranger Super Duty, fabrikamızdan doğrudan ve yüksek adetlerde temin edilebiliyor.”

Avrupa’da Ford Binek Araçları İçin Yeni Bir Dönem

Ford’un özellikle Avrupa’nın kendi yarış formatı olan ralli dünyasında bir asrı aşan yarış mirası bulunuyor. Ford, bu off-road ruhunu sürüş performansıyla birleştirerek Avrupa’ya özel ralli ruhu taşıyan araçlar geliştirecek. Ford Avrupa’nın yeni ürün ailesi, kontrol ve hassasiyetten ödün vermeden heyecan ve macerayı bir araya getiren “multi energy” çözümler sunacak.


Bu araçlar, Avrupa’nın Alp geçitleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve virajlı yolları gibi kendine özgü zorlukların üstesinden gelebilecek karaktere sahip.


Ford, 2029 sonuna kadar Avrupa’da, Avrupa için üretilen tamamen yeni beş binek aracı lanse edecek:· Global Bronco ailesinin yeni üyesi Avrupa’ya geliyor: Global Bronco ailesinin bu yeni “multi energy” üyesi, güçlü karaktere sahip kompakt bir SUV olacak. Model 2028’den itibaren Ford’un İspanya Valencia’daki fabrikasında üretilecek.

· Elektrikli Hatchback: Bu yeni küçük elektrikli araç, özgün tasarımı Ford’un imza niteliğindeki sürüş dinamikleriyle birleştirerek “yarıştan yola” uzanan kabiliyetleri B segmentine taşıyacak.

· Küçük Elektrikli SUV:  Ralli mirasından gelen tasarım dilini ve sürüş dinamiklerini şehir kullanımına uygun bir paket içinde sunan dinamik, tamamen elektrikli küçük SUV.

· İki Multi Energy Enerji Crossover: Ralli ruhu taşıyan iki yeni crossover modeli, 2029 sonuna kadar yeni ürün gamına katılacak.
 Hız ve Ölçek için İş Birlikleri

Stratejik iş birlikleri, Ford’un Avrupa’daki rekabet yaklaşımının merkezinde yer alıyor. Geliştirme süreçlerini hızlandıran bu iş birlikleri ölçek ekonomisine zemin sağlarken hem ticari araç hem de binek araç segmentlerinde değer yaratıyor. Ford ve iş ortaklarının uzmanlığını, endüstriyel ayak izini ve tedarik altyapısını bir araya getirmek, her iki tarafa da dünyanın en rekabetçi bölgelerinden birinde kazanmak için gerekli verimlilik, rekabet gücü ve üretim imkanı sağlıyor.


Baumbick, “Bunlar yalnızca birer anlaşma değil, stratejik kaldıraçlar. Hız ve ölçekle hareket etmek için en iyilerle iş birliği yapıyoruz ve ürünlere tutkuyla, belirgin şekilde Ford karakteri taşıyan araçlar sunmaya odaklanıyoruz.” dedi.


Ford Türkiye İş Birimi Lideri Özgür Yücetürk ise “Ready-Set-Ford, Ford’un Avrupa’daki yeni bir marka platformu olmanın ötesinde aslında Ford’un Avrupa pazarında rekabete karşılık kendi off-road ruhunu ve asırlık ralli mirasını, müşteri merkezci bir yaklaşımla “multi energy” seçenekleri ve yeni bağlantılı hizmetlerle bir araya getirdiği yeni bir çağın habercisi. Ford Türkiye olarak önceliğimiz binekte ve ticari araçlarda ürünü, finansmanı, satış kanalını ve müşteri deneyimini birlikte yöneten bir yapı ile değer yaratmak. Ready Set Ford stratejisinin altındaki müşteri merkezci felsefe ve yenilikler, bu yapımız için önemli bir zemin sağlayacak.” dedi.

Karbonsuz Mobiliteye Gerçekçi Bir Yol

Avrupa’daki sürücülere ve işletmelere 100 yılı aşkın süredir sevdikleri ve hayatlarını kolaylaştıran otomobiller, kamyonetler ve van modelleri sunan Ford, sıfır emisyonlu geleceğe doğru yolculukta, müşterilerini desteklemekte kararlı. Ancak emisyon hedefleri tüketici talebinin gerçeklerinden koptuğunda sonuçlar ters etki yaratabiliyor: Alıcılar daha eski ve daha yüksek emisyonlu araçlarını daha uzun süre kullanmaya devam ediyor; endüstriyel yatırımın ekonomik temelleri zayıflıyor.


Buna ek olarak, “Made in Europe” düzenlemelerinin bölgesel entegre tedarik zincirlerinin gerçekliğini ve Türkiye, Fas ve Birleşik Krallık gibi bölgesel ortakların endüstriyel ekosistemimizde oynadığı önemli rolü yansıtması önem taşıyor. Bu pazarların dışarıda bırakılması veya kısıtlanması Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacak ve sonuçta tüketiciler için maliyetleri artıracaktır.

Avrupa’nın acil ihtiyacı, hedefleri tüketici tercihleriyle uyumlu hale getiren ve gerçekçi, güvenilir bir planlama ufku sağlayan düzenleyici bir çerçevedir. Ford, müşteri öncelikli bir yaklaşım çağrısında bulunuyor:· Gerçekçi Hedefler ve Doğru Şarj Altyapısı: CO2 hedefleri gerçek tüketici talebini ve altyapı koşullarını yansıtmalı. Pazarın hareket edebileceğinden daha hızlı bir geçişi zorlamak, emisyonların azaltılmasında kritik öneme sahip araç parkı yenilenme hızını yavaşlatma riski taşıyor.

· Yeni Bir Yol: Mevzuat, plug-in hibritler (PHEV) ve menzil artırıcılı elektrikli araçlar (EREV) gibi elektrikli teknolojileri desteklemeli ve teşvik etmeli. Bu teknolojiler, tamamen elektrikli bir geleceğe pratik bir geçiş yolu sunuyor. Ailelerin ve işletmelerin Avrupa genelinde gerekli şarj altyapısı kurulurken bugünden emisyonlarını azaltmaya başlamasını, elektrikli kilometre kullanımını en üst seviyeye çıkarmasını sağlıyor.

· Küçük İşletmeler İçin Koruma: Yeni van satışlarının yaklaşık yüzde 10’u elektrikli araçlardan oluşuyor. İşletmeler, binek araçlara göre optimize edilmiş şarj altyapısı ve depolar için şebeke erişiminde yaşanan gecikmeler nedeniyle zorlanıyor. Ticari araçlara agresif hedefler dayatmak; Avrupa ekonomisini ayakta tutan tesisatçılar, inşaatçılar ve dağıtım sürücüleri üzerinde ek bir vergi etkisi yaratıyor.
Baumbick, “Biz araçları regülasyon zorunluluklarını karşılamak için değil, insanlar için üretiyoruz. Sıfır emisyona giden en hızlı yol, müşterilerin gerçekten tercih edeceği yoldur. Müşterilerin mümkün olduğunda elektrikli sürüş yapmasını sağlayan hibrit teknolojilerle emisyon azaltımını bugünden hızlandırabiliriz.” dedi.

[Resim: 1779131400_HbwwAA1eFS2yTrb.jpg]
Bul
Alıntı
#60
ABB ve Yüce Auto-Škoda, Mobil Hızlı Şarj Çözümü alanında önemli bir iş birliğine imza attı.

Türkiye'de elektrikli araç perakende sektörünün öncü firmalarından -Yüce Auto-Škoda, yolda kalan Elektrikli araç sahiplerine hizmet vermek amacıyla İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB ile bir iş birliği gerçekleştirdi. Şarj istasyonlarındaki hizmeti kullanıcıların olduğu yere kadar götürerek zamandan tasarruf etmelerini sağlamak ve elektrikli araçların menzil kaygılarını tüketicilerin satın alma kararını engelleyen bir faktör olmaktan çıkartmak amacı ile ABB ortaklığında mobil DC hızlı şarj çözümleri üretilmeye başlandı. ABB ürünleri ile gerçekleşen bu projede kullanılan invertörlerin kompakt boyutu, darbelere ve titreşimlere dayanıklılığı önem kazanıyor.
 -Yüce Auto-Škoda’nın mobil şarj çözümleri kapsamında van gövdeli ticari araçlar, her marka ve model elektrikli araçlar için hızlı şarj istasyonlarına dönüştürülüyor. Potansiyel elektrikli araç alıcıları ve mevcut elektrikli araç kullanıcıları için en önemli beklenti haline gelen menzil kaygısı ve hizmet kesintisini ortadan kaldırmak amacıyla geliştirilen bu projede; kullanıcı şarjı bittiğinde ya da şarj istasyonuna erişemediğinde bulunduğu lokasyona mobil şarj istasyonunu bir uygulama yardımıyla çağırarak hizmet alabiliyor.

Bu projedeki hızlı şarj çözümlerinin ana bileşenleri; şarj ünitesi, bir elektrikli araç bataryası, sıvı soğutma sistemi, kontrol ünitesi ve yardımcı ekipmanlardan oluşuyor. Ayrıca araçların sıklıkla zorlu yollarda ve engebeli arazilerde çalışması gerektiğinden, araç içi ekipmanlar darbelere dayanıklı özellikleriyle hizmeti kesintisiz hale getiriyor. Mobil şarj araçları, tahrik sistemini güvenilir şekilde çalıştırabilmek için yüksek sıcaklıklara dayanıklı, aynı zamanda kontrol sistemleriyle kolayca entegre edilip yapılandırılabilen kompakt bir yapıyla çalışıyor. Bu gereksinimleri karşılamak üzere -Yüce Auto-Škoda, ABB’nin HES880 mobil invertörünü kullanıyor. ABB’nin sağladığı çözüm, yalnızca invertörü değil, aynı zamanda sistemin sorunsuz çalışmasını destekleyen alçak gerilim yardımcı ekipmanlarını da kapsıyor.

Yüce Auto-Škoda Genel Müdürü Zafer Başar,  “ABB ile sabit şarj istasyonları alanında başlattığımız güçlü iş birliğimizi, mobil şarj hizmetlerimizle daha da ileriye taşıyoruz. Yüce Auto-Škoda olarak elektrikli araçlarımızı Türkiye pazarına sunduğumuz andan itibaren, bir üründen ziyade eko sistem ve kesintisiz elektrikli araç deneyimi oluşturma hedefiyle yola çıktık. Bu eko sistem içinde tüm marka ve model elektrikli araç sahiplerine hizmet verecek mobil şarj istasyonlarımız şüphesiz en dikkat çekici projelerden biri olarak yer alıyor. Ayrıca Türkiye’nin en hızlı şarj istasyonu altyapısına sahip bayi ağımız da bu sistemin bir parçası olarak öne çıkıyor. Otomotiv endüstrisinin elektrik dönüşümünde böylesine geniş çaplı bir yatırımı ABB gibi global çapta teknoloji lideri bir şirketle hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.

Zor uygulamalar için dayanıklı invertörler

ABB Global Raylı Sistem Retrofit İş Birim Müdürü ve Türkiye Tahrik Sistemler Divizyon Müdürü Saim Baran, 
“360 kW DC teknolojisiyle Türkiye’nin en hızlı şarj altyapısına sahip bayi ağı olan Yüce Auto-Škoda Türkiye ile başlayan iş birliğinin mobil DC hızlı şarj çözümleri ile artarak devam etmesinden memnuniyet duyuyoruz. ABB teknolojileriyle geliştirilmiş kompakt ve dayanıklı yapısıyla öne çıkan bu çözümler, yüksek sıcaklıkların yanı sıra titreşim ve zorlu saha koşullarında güvenilir performans sunacak şekilde tasarlandı. Bu özellikleri sayesinde de mobil hızlı araç şarj sistemleri için ideal bir çözüm oluşturuyor. ABB’nin küresel mühendislik gücü ile iş ortaklarının uygulama uzmanlığını bir araya getiren bu iş birliği, e-Mobilite alanında yenilikçi ve güvenilir çözümlerin geliştirilmesine de katkı sağlamaktadır.”


Yüce Auto-Škoda çözümlerinde kullanılan ABB HES880 mobil invertörler, DC/DC dönüştürücü olarak esnek bir çalışma yapısı sunarak elektrikli araç şarj süreçlerinde hem yavaş hem de hızlı şarj imkânı sağlamaktadır. ABB’nin gelişmiş yerleşik yazılım altyapısı sayesinde sistem, ihtiyaç halinde hızlı deşarj özelliği ile sahada kalan elektrikli araçlara kısa sürede enerji desteği verebilmektedir. Enerji maliyetlerinin optimize edilmesine katkı sağlayan bu yapı, düşük tarifeli saatlerde yavaş şarj ve acil durumlarda yaklaşık 20 dakika içinde %20’den %80’e hızlı şarj imkânı sunmaktadır. Fonksiyonel güvenlik ilkesinin en temel kriteri hatayı yerinde izole etmeden önce muhtemel hata ihtimallerini minimize etmektir.Bakım gerektirmeyen kapalı sistem tasarımı ve HVIL (yüksek voltaj kilitleme döngüsü) güvenlik özelliği ile kullanıcı güvenliğini ön planda tutan HES880 mobil invertörler, farklı güç ihtiyaçlarına uygun çalışma modları ve akım seçenekleriyle elektrikli araç altyapısında esnek ve güvenilir bir çözüm oluşturmaktadır.


Bu teknolojiler, sıfır emisyonlu mobiliteyi desteklerken aynı zamanda kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların yeniden değerlendirilmesiyle döngüsel ekonomi yaklaşımına da katkı sağlamaktadır.


ABB ve Yüce Auto-Škoda arasındaki bu iş birliği, yalnızca bir teknoloji ortaklığı değil, e-Mobilite’nin sahada daha esnek, hızlı ve erişilebilir hale gelmesine yönelik ortak bir vizyonun yansımasıdır. Bu gelişim, sabit altyapıdan mobil çözümlere uzanarak iki şirketin gücünü elektrikli araç kullanıcıları için daha kesintisiz, pratik ve yüksek verimli bir deneyim sunma hedefinde buluşturuyor.

[Resim: 1779132870_iZtoMlkSSlmWW1D.jpeg][Resim: 1779132898_eAICeyMmS5cmpPv.jpeg]
Bul
Alıntı


Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi